9 Ocak 2011 Pazar

İncir

İNCİR    AĞACI        
Dutgillerden olan incir ağacının anayurdu ÖNASYA ve  Akdeniz  havzasıdır. Ülkemizde en çok İZMİR ve AYDIN  yöresinde yetiştirilir. 
                                                             

İklim isteği: incir ağacı ılık bölgelerin bitkisidir. Yıllık ortalama sıcaklığın 18-20 derece olduğu yerlerde iyi yetişir. Ekim-kasım aylarında -3 derece; kışın ağacın dinlenme döneminde -7 ile -9 dereceler ve ilkbaharda -l derece sıcaklıklar ağaca zarar verir.

Toprak isteği: incir ağacı, toprak yönünden fazla seçici değildir. Ama derin, kumlu -killi, organik madde yönünden zengin, yüksek oranda kirece sahip ve su tutma kapasitesi iyi olan topraklarda ürün verimi ile niteliği artar. İncir ağacı çok nemli topraklar ile yüksek taban suyundan zarar görür.

Sulama: incir ağacının yıllık yağış isteği 550-
600 mm'dir. Yağışlar bu miktarın altına düşerse, özellikle ağacın sürgün dönemi olan nisan-mayıs aylarında yağış yetersizse sulama gerekir. Ama, meyvenin olgunlaşma döneminde ağaçlara su verilmez. Aksi takdirde meyveler çatlar ve zarar görür.

Gübreleme: incir ağacının toprağına, yanmış çiftlik gübresi ile noksanlığı varsa tarım kireci verilmesi yararlı olur. Gübreleme için toprak ve yaprak analizi yaptırılmalıdır.

Toprağın işlenmesi: İncir ağaçlarının toprağı, havalandırma, yağışlardan iyi yararlanma ve yabani otların kontrolü ile ürüne hazırlanması amacıyla yılda üç kez (ilkbahar, haziran ayı ve sonbaharda) işlenir. Çok eğimli alanlarda erozyona neden olacağı için sonbahar işlemesi yapılmaz.

Budama: İncir ağaçları önce şekil, sonra ürün budaması ve ağaç yaşlanınca gençleştirme budaması ister. Bu işleri, ağacı tanıyan kişiler yapmalıdır.

Hasat (Derim): Taze olarak yenilecek incirler, tadı ve görünüşü çeşide uygun tam kıvama eriştiğinde elle toplanır. Taze olarak hasat edilmeyen incirler, ağaç üzerinde su yitirip buruşur ve kendiliğinden yere dökülür. İşte bunlar kurutulacaksa, toprak üzerinde uzun süre kalmaması için her gün, günde iki kez olmak üzere toplanır ve ayrıca bunlara kurutma işlemi   uygulanır.Ancak kurutma işleminden önce sağlam  ve  bozulmuş incirler   seçilerek  ayıklanmalıdır.          
AĞACININ ÜRETİLMESİ
 
İncir ağacı, gövde çelikleriyle ya da baladız adı verilen dip sürgünleriyle çoğaltılabilir. Ancak bu şekillerde üretilen ağaçlar meyveye geç yattığından ve bol bol dip sürgünü verdiğinden yeğlenmez. Bunların yerine profesyonellerin ürettiği, türü bilinen fidanlar alınarak sonbaharda yaprak dökümünden sonra bahçelerde derin kazılan toprağa, düz yerlerde 7-8 m. ve yamaçlarda 6-7 m. aralık verilerek dikilmelidir.
İNCİR  ÇEŞİTLERİ
KURUTMALIK İNCİR ÇEŞİTLERİ;
En iyi standart  kurutmalık çeşitler,Sarılop ve Sarızeybektir.
SARILOP;  kurutmalık incir çeşidinin kuru meyve renginin beyaza yakın sarı, küçük çekirdekli olması, nem oranının %22-24, şeker oranının %50-55 civarında ve ince kabuklu olması, kurutma teknolojisi ve kalite parametreleri açısından bir avantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Meyve ağırlığı ortalama 65-70 gr, meyve çapı 55-60 mm’dir. Meyve iriliği ortanın üstü irilikte yuvarlak ve basıkça şekillidir. Meyve verimi iyidir. İlk olgunlaşma temmuz sonu ağustos başında başlar, ağustos sonunda bir zirveye ulaşır ve eylül sonunda tamamlanır. Hasat süresi 40-45 gündür.
SARI ZEYBEK: Sarı Zeybek incir çeşidi de Sarılop gibi kurutmalık bir çeşittir. Meyve kalitesi ve özellikleri yönünden Sarılopa çok benzer. Meyveleri albenili, oval, çok tatlıdır. Meyve iç rengi koyu pembedir. Meyve iç boşluğu yoktur. Ortalama meyve ağırlığı 68-76 gr’dır. Meyve olgunlaşması 20 Ağustos-30 Eylül tarihleri arasında olmaktadır. Kabuğu kolay soyulur, kabuk rengi yeşilimsi sarıdır.
SOFRALIK İNCİR  ÇEŞİTLERİ;
BURSA SİYAHI;
Meyve olgunlaşması Ege Bölgesinde Ağustos başından Ekim ayı ortalarına kadar, Bursa yöresinde Eylül başından Kasım ayı ortalarına kadar devam etmektedir. Meyveleri iri, şekli yuvarlaktır. Kabuk rengi koyu mor veya morumsu siyahtır. Kabuk yapısı dayanıklı, meyve eti sıkı dokulu, yola dayanımı iyi bir çeşittir. Bursa Siyahı meyveleri iri, gösterişli, kabuk ve iç rengi ile albenili, iyi kaliteli sofralık ve dondurulmaya uygun bir çeşittir.
YEŞİLGÜZ;
Orjini Ege Bölgesi olup, koyu yeşil kabuk rengi ve kırmızı et rengi ile albenisi olan, geç olgunlaşan, yüksek kaliteli sofralık bir çeşittir. Olgunlaşma periyodu ağustos başı- ekim ortası olup hasat sezonu uzun sürer. Meyve ağırlığı ortalama 54-56 gr’dır. Kabuk rengi açık yeşil, beyaz beneklidir. Kolay soyulur.
MORGÜZ;
Ege bölgesinde yaygın olan sofralık incirlerden olup, Kasım sonuna kadar taze meyve verebilen en geççi çeşittir. Olgunlaşma dönemi 15 Ağustos- 15 Kasım  tarihleri arasıdır. Meyve ağırlığı ortalama 63-72  gr’dır. Kabuk rengi alacalı mor, çizgili morumsu yeşildir. Meyve iç rengi kırmızıdır. Kabuğu kolay soyulan, hafif tatlı bir çeşittir.
GÖKLOP;
Meyve olgunlaşması 10 ağustos- 30 eylül arasındadır. Meyveleri iri ve basık, kabuk kalın, sarımsı yeşil renktedir. Meyve eti pembe, açık kırmızı renkte ve kaliteli bir sofralık  çeşittir. Çatlama ve iç çürüklüğüne duyarlıdır .
BARDAKÇI;
Meyvesi orta iri, armut şeklinde, ince kabuklu, sarımsı-yeşil renkte, belirgin damarlı, meyve iç rengi pembe-kırmızıdır. Tatlı ve kolay soyulabilen bir çeşittir. İzmir çevresinde taze olarak tüketilir. Bu yörede “Bardacık” adıyla bilinir. Olgunlaşma dönemi temmuz sonu- eylül başıdır. Orta erkencidir. Soğuğa, dona, toprak ve hava rutubetine dayanıklıdır.
SİYAH ORAK;
Yellop meyvelerinin döllenmesine gerek yoktur. Derimden sonra kısa sürede (1-2 gün)  tüketilmesi zorunludur. Yaz ürünü meyveleri de döllenmeden olgunlaşırlar. Verimi ve meyve tutum oranı yüksek olmasına rağmen meyveler küçük, armudi, kalın kabukludur. Erken olgunlaştığı için iyi fiyatla satılabilir.
BEYAZ ORAK;
Turfanda yetiştiricilik bakımından önerilebilecek bir çeşit olan Beyaz Orak partenokarp olup, Ege bölgesinde özellikle Turgutlu yöresinde yaygındır. Yellop meyveleri 15 Hazirandan itibaren olgunlaşır. Yellop meyveleri partenokarpiktir, yani döllenme olmadan olgunlaşırlar. Oda koşullarında derimden sonra 1-2 gün içinde tüketilmeleri gerekir, dayanma süresi çok kısadır. Yaz ürünü meyveleri olgunlaşmaları için döllenmeye gereksinim duyarlar. Meyvelerde ilk olgunluk Temmuz sonunda görülür. Derim süresi 40-45 gündür. Meyve kabuğu dayanıklıdır, kolay soyulur, sap genellikle dalda kalır. Kabuk rengi sarımsı yeşil, meyve eti açık pembedir.
SAĞLIĞIMIZA YARARLARI;
BESİN DEĞERLERİ;
100 gr. taze incirin içerdiği besin değerleri şöyledir: 80 kalori: 1,2 gr. protein; 20,3 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; 1,2 gr. lif; 22 mgr. fosfor; 25 mgr. kalsiyum; 0,6 gr. demir; 2 mgr. sodyum; 194 mgr. potasyum: 20 mgr. magnezyum; 80 IU A vitamini; 0,06 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0,4 mgr. B3 vitamini; 0,113 mgr. B6 vitamini; 6.7 mcgr. folik asit ve 2 mgr. C vitamini.

İncirin kurutulmuşunun yani kuru incirin besin değeri daha da artar. Bunları şöylece sıralayabiliriz; 217 kalori: 4 gr. protein; 55.3 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 1,2 gr. yağ; 6.7 gr. lif: 163 mgr. fosfor: 138 mgr. kalsiyum: 4,2 mgr. demir: 640 mgr. potasyum: 91,5 mgr. magnezyum; 0,073 mgr. B1 vitamini ve 0,072 mgr. B2 vitamini.

 Taze ve özellikle kuru incirin  yenilmesiyle insan bedeninin hücreleri yenilenir.İncir ,içerdiği yüksek oranlardaki  protein,vitamin,ve minerallerle  hücrelerin yenilenmesini sağlayanbir besindir.Günde 100gr.  Kuru incir yenilirse  bedenin günlük ihtiyacı olan  kalsiyumun  %17 si,demir ve mağnezyumun %30 u,fosforun %20 i,B1  vitamininin %5 i veB2 vitamininin %4 ü alınmış olur.
İçerdiği yüksek oranda liflerle ,bedene giren kolesterolün   kana karışmadan  atılmasını sağlar.            
--Sindirimi kolaylaştıran  incirin ,bedeni bakterilere karşı koruyan etkileri de vardır.                                       
--Kemik ve dişlerin  oluşumu ile sağlıklı olmalarında etkendir. İncirin içerdiği kalsiyum  ,diğer besinlerdekine göre daha kolay sindirilir.Süt içmeyen kişilerin  incir yemeleri tavsiye edilir .                                                                
---İncir ,içerdiği   BENZALDEHİT  adlı maddeyle  kanserli hücrelerin büyümesini önler.Kansere karşı  etkili olur.
--Vücuda kuvvet  ve enerji verir.                                                                                                                                
--Bedensel ve zihinsel  yorgunluğu giderir.                                                                                                                 
--Halsizliğe ve unutkanlığa iyi gelir.                                                                                                                            
--Öksürük ve  boğaz ağrılarına  iyi gelir.                                                                                                                    
--Nezle  ve bronşite  faydalıdır.                                                                                                                                                                          
--Bakteri ve virüslerin çoğalmasını önleyerek, hastalıklara karşı   direnci  artırır.
-- Körpe incir yapraklarının sütü siğile karşı etkilidir.
                                                                                                                                       
İNCİR NASIL  KULLANILIR ?
İncirin meyvesi yaş ve kurutularak yenebilir, reçeli ve kompostosu yapılır. Ayrıca incir ağacının dallarından akan beyaz sütten de yararlanılır. Dallarından akan sütü nasır ve siğillere sürülürse iyi gelir. Kuru incir kalori, protein, potasyum, kalsiyum ve demir açısından     daha  besleyicidir.     
İLGİNÇ BİLGİLER

İNCİR – YABANARISI İŞBİRLİĞİ
Borneo'da yetişen boğazlayan türü incir ağacı, bir tür yabanarısı ile ortak bir yaşam sürdürür. İncir, yabanarılarının yumurtaları için güvenli bir barınaktır. Buna karşılık yabanarıları da polenlerini taşıyarak incirin döllenmesine yardımcı olurlar. İncirin olgunlaşması ile birlikte incirin içine bırakılmış olan yabanarısı larvaları da olgunlaşır. Haftalar sonra yumurtalardan kanatsız ve kör olan erkek yabanarıları çıkar. Erkek arılar çiçeğin dişi organının duvarlarını açarak içeriye girer ve burada bulunan dişi yabanarısı ile çiftleşirler. Erkek yabanarısının kısa hayatındaki son görevi eşi için bir çıkış tüneli açmaktır. Erkekler genellikle yüzeye çıkar çıkmaz ölür. Hamile dişi yabanarısı yumurtalarını bıraktığı incirin içinde bulunan erkek çiçekten aldığı polenleri taşıyarak birbirine bağlar. Bulunduğu ağaçtan başka bir tanesine doğru uçarak, olgunlaşmamış incirin alt kısmındaki dişi organın bulunduğu yere girer. İncirin içindeki labirentler boyunca ilerler. Yumurtalığının ulaştığı her çiçeğin dişi organına bir yumurtasını bırakır ve çiçeğin polenlerini her yere sürer. Dişi yabanarısı da erkek gibi görevini tamamladığında ölür. Bir süre sonra dişi yabanarısının bıraktığı yumurtalardan yeni yabanarıları çıkar. Bunlar da polenlerle kaplı olarak daha önce erkek yabanarısı tarafından açılan tünelden dışarı çıkarlar. Ve üreme zincirine devam etmek için başka bir incire geçerler. (National Geographic, Nisan 1997 s.41)
Yabanarısının böyle bir yöntemi kendi kendine bulması, kendi iradesiyle bu zinciri oluşturmaya karar vermesi ve bunu diğerlerine öğretmesi imkansızdır. İncirin üreme sisteminin yabanarısı ile ortak yaşayacak şekilde özel olarak tasarlandığı son derece açıktır.
65-54 MİLYON YILLIK İNCİR YAPRAĞI FOSİLİ
BİR TÜR İNCİR YAPRAĞI
FOSİL NO:
SP0207
YAŞ:
65-54 milyon yıllık
DÖNEM:
Paleosen
BULUNDUĞU YER:
Dakota, ABD
YAŞAYAN ÖRNEKLERİ:
  



DİĞER BİLGİLER:
İncir, 800'den fazla türü olan Ficus cinsine dahil bir bitki türüdür. Milyonlarca yıldır incir ağaçlarının yapraklarında da, meyvelerinde de bir değişiklik olmamıştır. Ve bu durum incirlerin evrim geçirmediğinin önemli bir ispatıdır. Bu gerçeği gözler önüne seren delillerden biri resimde görülen 65 – 54 milyon yaşındaki incir yaprağı fosilidir.
2400 YILLIK İNCİR ;(İNTERNET  HABER’DEN)
Çanakkale Assos Antik Kenti’nde bir lahitte, o dönemde ’ölüye son yemek olarak’ sunulan ve bozulmadan günümüze kadar ulaşan 2.400 yıllık incirler bulundu.

Assos Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Nurettin Aslan, Ayazma Kilisesi, Batı Nekropolü, Kuzey Stoası ve yazıtlar konusunda kazı ve araştırma çalışmaları yürüttüklerini bildirdi.


Kilisedeki araştırmalarda, iç mekánda çok sayıda mezar yazıtları ile mozaik zemine ait parçalar ortaya çıkarıldığını belirten Doç. Dr. Aslan, Nekropol’deki kazılarda M.Ö 6’ncı yüzyıla ait çocuk mezarlarında 2-4 yaşlarındaki çocukların iskeletlerinin büyük çömlekler içine yerleştirildiğinin belirlendiğini kaydetti.

Doç. Dr. Aslan, lahitlerin birinde günümüzden yaklaşık 2 bin 400 yıl öncesinde ’ölüye son yemek olarak’ sunulan incirler bulunduğunu kaydetti. Aslan, "Bu incirler mezarlara büyük bir olasılıkla ham olarak konduğu için günümüze kadar ulaşmış" dedi. Nurettin Aslan, lahitlerde yanmış zeytin çekirdeklerinin de bulunduğunu anlattı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder