10 Ocak 2011 Pazartesi

Abdestin Faydaları, Sağlık Açısından Önemi


Hergün namaz kılmak için alınan abdestin, bir tür temizlik uygulaması olduğu söylenebilir. Nitekim abdest, kir ve mikroplarla en fazla temasta bulunduğu bölümlerinin temizlenmesini sağlamaktadır. öte yandan, abdestin kan dolaşımı, lenf dolaşımı ve sinir sistemi üzerindeki olumlu etkileri, son zamanlarda bilimsel incelemere konu olmuştur.
”Abdest alınan su sıcaksa damarı genişleterek, soğuksa daraltarak, özellikle kalpten uzak damarların esnekliğini ve zindeliğini sağlamaktadır. Su, bu arada yine ısı farkı sebebiyle dokularda yavaşlamış dolaşımdan ortaya çıkan besin birikimlerini de genel dolaşıma katarak, damar sertliğine ve hem de bu olayın beyin dolaşımına yansıması demek olan bunamaya karşı korumaktadır. Vücudun korunma sistemi olan lenf dolaşımı, abdest uygulamasıyla sağlıklı bir işlerlik kazanmaktadır. çünkü, abdest esnasında temas kurulan uzuvlar, lenf sisteminin en önemli uyarılma noktalarını (burun arkası ve bademcikler, boyun yanları) içine almaktadır. ” 1 Böylece abdest, vücudun hastalıklara karşı korunmasında ve dayanıklık kazanmasında önemli bir etkide bulunmaktadır. Aynı şekilde, ”vücudun tümüne ait statik elektrik dengesinin çeşitli sebeplerle zaman zaman artması sonucu bir çok psiko-somatik hastalık oluşmaktadır.Statik elektriğin en olumsuz etkisi deri altındaki minik kaslardır. Bu kaslardaki gerginlik sebebiyle, yüzde ve bütün vücutta erken kırışmalar ortaya çıkar. Abdest vasıtasıyla bütün bu olumsuzlukların etkisinden sıyrılmak mümkün olabilmektedir.”2 Nitekim, devamlı namaz kılanların ciltlerinde, abdestin sağladığı parlaklık ve güzellik kolayca farkedilebilmektedir.
Namazdaki beden hareketleri vücuttaki bütün eklem yerlerini harekete geçirmektedir. Eklem ve kas ağrıları şeklinde kendisini gösteren romotizmal hastalıkların tedavisinde hekimler, namazdakine benzer kültür-fizik hareketleri tavsiye etmektedirler. Bu açıdan namazın, kasların güçlenmesi ve eklemlerin normal faaliyetlerini sürdürmesinde önemli etkilerde bulunduğu rahatça söylenebilir. Hac için yapılan uzun yolculuğun, tavaf ve sa’y esnasındaki yürüyüş ve hareketlerin, genelde bedenin dayanma gücünü geliştirici bir yönünün olduğu görülmektedir. Hac sonrasında hemen hemen bütün müminler tarafından tecrübe edilen ”rahatlama ve kendini zinde hissetme” duygusu, ruhi olduğu kadar bedeni güç ve kuvvetlerin bir artışı olarak yorumlanabilir. Orucun beden üzerindeki etkileri deneysel araştırmalara dayalı olarak ortaya konulmuş bulunmaktadır. Buna göre,” oruç esnasında vücuttaki yağ depoları harekete geçmekte, bu sayede damar sertliğinin teşekkülü önlenmiş olmaktadır. Bunun yanında, kolestrol yüksekliği, yüksek tansiyon, bazı ateşli hastalıklar, bazı böbrek rahatsızlıkları daha çok refah ve zenginlik içinde yaşayan kimselerde görülen rahatsızlıklar orucun en mükemmel sağlık kazanma alıştırması olduğu tespit edilmiştir. İslami oruç, bazı nadir hastalıklar dışındaki durumlarda önemli bir şifa vasıtası, tam bir sağlık perhizi olup, sıradan bir açlık vetiresinin ortaya çıkardığı özelliklerden tamamen farklı etkiler meydana getirmektedir. ”3 Yıl boyunca sürekli çalışan iç organların ve hücrelerin dinlenmesi, sinir ve dolaşım sisteminin rahatlaması, kan yapımının hazırlanması gibi olumlu etkileriyle İslami oruç, insan sağlığının korunmasında benzersiz bir tedbir ve uygulama olarak önem taşımaktadır.
Genel olarak ibadetler, insanın Allah’la, kendi kendisiyle, diğer insan ve yaratıklarla ilişkisini düzenleyici bir sistem olarak anlam kazanmaktadır
Abdestin ve guslün faydaları
Sual: Abdest ve guslün, sağlığa faydası var mıdır?
CEVAP
Evet faydaları çoktur; fakat sırf faydasından dolayı abdest almak caiz olmaz. Maddi hiç faydası olmasa bile, Allahü teâlânın emri olduğu için yapmak gerekir.

Abdest ve guslün sağlığa faydalarından birkaçı şöyledir:

1- Her gün, ellerimiz çeşitli yerlere dokunuyor, mikroplar bulaşıyor. El, yüz ve ayakları yıkamak, cilt hastalıkları ve iltihapları için iyi bir korunmadır.

2-
Burnu yıkamakla, burnun süzüp bıraktığı toz ve mikrop yığınlarının vücuda girmeleri önlenmiş olur.

3-
Yüzün yıkanması da cildi kuvvetlendirir, baştaki ağırlığı ve yorgunluğu hafifletir. Damarları ve sinirleri harekete geçirir. Devamlı abdest alan, yaşlansa bile, yüzündeki güzellik, tazelik gitmez.

4-
Gusülle vücut eski zindeliğini kazanır. Vücudu belirli aralıklarla yıkamak, koruyucu hekimlik yönünden çok önemlidir. Dinimiz her Cuma günü gusletmeyi emretmektedir.

5-
Vücutta bir statik elektrik dengesi vardır. Bu elektriksel yük, öfkelenince normalin 4 katına, cünüp olunca, 12 katına çıkar. Günümüzde, kızıl ötesi ışınlarla dış derinin fotoğrafları çekilmiş, bu fotoğraflarda, ilişkiden sonra, vücudun bütün yüzeyinin fazla statik elektrik tabakasıyla örtüldüğü tespit edilmiştir. Yıkanınca su zerreleri, olumsuz elektrik gerilimini alarak, vücudu topraklayıp, yeniden normale döndürüyor. Bu açıdan gusül, tıbbi yönden de, yapılması gereken bir temizliktir.

6-
Abdest ve gusül, dolaşım sistemini de olumlu yönden etkiler. Damarlardaki sertleşme ve daralmayı önler. Lenf sistemi, en önemli merkezlerinden biri olan burun arkası ve bademcikler yıkanarak uyarılır. Ayrıca boyun ve yanlarının yaş elle mesh edilmesi de, lenf sistemine tesir eder. Abdest ve gusülle kolaylaşan lenf dolaşımı sayesinde, lenfosit denen savaşçı hücreler vücudu zararlı unsurlardan korur ve vücut direncini arttırırlar.

7-
Toprakla yapılan teyemmüm de, büyük ölçüde vücuttaki statik elektriği yok eder, topraklar.

Guslü ve abdesti, Allah’ın emri olduğu için yerine getiren, dünyada geçici faydalarını gördüğü gibi, ahirette sonsuz faydalara kavuşur.

ABDEST ALMAK
Abdestli ölen, ölüm acısı çekmez
Namaz kılmak için abdest almak şart olduğu gibi, Kur'ân-ı kerîmi tutmak, Kâ'beyi tavaf etmek, tilâvet secdesi yapmak, cenâze namazı kılmak için de abdest almak lâzımdır.
Ayrıca her zaman abdestli bulunmak, yatağa abdestli girmek, abdestli yemek ve içmek çok sevâbdır. Abdestli iken ölenlere şehit sevabı verilir. Peygamber efendimiz buyurdular ki:
(Abdestli olarak ölen, ölüm acısı çekmez. Çünkü abdest îmânlı olmanın alâmetidir. Namazın anahtarı, bedenin günâhlardan temizleyicisidir.)
(Müslüman abdest alınca, günâhları kulağından, gözünden, elinden ve ayağından çıkar. Oturunca, mağfiret olunmuş olarak oturur.)
(Amellerin en hayırlısı namazdır. Abdeste devam edenler, ancak mü'minlerdir. Mü'min gündüz abdestli olmalı, gece de abdestli yatmalıdır. Böyle yapınca, Allahü teâlânın korumasında olur. Abdestli iken yiyip, içenin karnındaki yemek ve su zikreder. Karnında kaldıkları müddetçe, onun için istiğfâr ederler.)
Dinimizin her emri gibi, abdest almak da çok kolaydır. Allahü teâlâ insana yapamıyacağı, şeyleri zaten yüklemez. Abdestin farzı dörttür:
1- Yüzü, yıkamak.
2- İki kolu, dirsekler ile birlikte yıkamak.
3- Başın dörtte bir kısmını meshetmek, yâni yaş eli başa sürmek.
4- İki ayağı iki yandaki topuk kemikleri ile birlikte yıkamaktır.
Abdesten istenilen faydayı, neticeyi alabilmek için şartlarına azâmi dikkat etmek gerekir. Abdestin dört farzını yerine getiren, yâni yüzünü, kollarını yıkayan, başını mesheden ve iki ayağını yıkayan abdest almış sayılır. Bu kadarı ile yapıldığında abdest geçerli olur. Fakat, daha çok sevap almak için, sünnetlerine, müstehaplarına da uyarak almalıdır.
Bunun için, önce, Allah rızası için abdest almaya niyet edilir. Sonra, eller bileklere kadar üç defa yıkanır. Sonra sağ el ile ağıza üç kere su verilir. Sağ el ile buruna üç kere su verip, sol el ile sümkürülür. Buruna su verdikten sonra, avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar yüz yıkanır.
Sonra, sol el ile, sağ kol dirseğe kadar üç defa yıkanır. Sağ ile sol kol (üç defa) dirseğe kadar (dirsek dâhil) yıkanır. Her iki kolu yıkadıktan sonra, eller tekrar ıslatılır ve o yaşlıkla baş meshedilir. Daha sonra, sağ ve sol elin şehâdet parmakları, iki kulağın deliklerine sokulur baş parmaklarla da kulakların arkasını mesheder. Ellerin dış yüzü ile enseyi mesheder.
Boynu meshettikten sonra, sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlıyarak, ayak parmaklarının arasını hilâllemek sûretiyle, topuklarla birlikte, sağ ayağı yıkar. Sol ayağı yıkarken, ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile bu sefer baş parmaktan başlıyarak ayak parmaklarının arasını hilâllemek sûretiyle topuğu ile birlikte yıkar.
Abdest alırken, misvak kullanmak sünnet-i müekkededir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki, (Misvak kullanarak kılınan namaz, misvaksız kılınan namazdan yetmiş kat üstündür).
Abdest alırken, her uzvu yıkarken okunacak duâları var ancak, abdest duâlarını bilmeyen, her uzvu yıkarken (Kelime-i şehâdet) okumalıdır. Peygamber efendimiz buyurdu ki;
(Her kim abdest aldıktan sonra "İnnâ enzelnâhü" sûresini bir kere okursa, Hak teâlâ hazretleri, o kimseyi sıddîklardan yazar. İki kere okursa, şehîdlerden yazar. Üç kere okursa peygamberler ile haşrolur.)
(Her kim abdest aldıktan sonra, benim üzerime on kere salâtü selâm getirirse, Hak teâlâ hazretleri, o kişinin hüznünü giderip mesrûr eder, duâsını kabûl eder.)

Resimlerle abdestin alınışını görmek için burayı tıklayınız
Neler abdesti bozar
Yedi şey, abdesti bozar:
1- Önden ve arkadan çıkan, yellenmek, idrar vb. şeyler abdesti bozar.
2- Ağızdan çıkan necis şeyler bozar: Bunlardan, istifra, katı kan, kan, safra, mi'deden gelen yemek, su, ağız dolusu olunca, abdesti bozarlar, az miktarları abdesti bozmaz. Bunların hepsi kaba necâsettir. Ağzın içi, abdestin bozulmasında, iç organ sayılır. Bunun için, dişten ve ağızdaki yaradan çıkıp ağızdan dışarı çıkmıyan kan abdesti bozmaz. Ağızdan dışarı çıkınca, tükrükten çoksa bozar.
3- Deriden çıkan şeyler bozar: Kan, cerâhat, sarı su, ağrılı çıkan renksiz su, abdesti bozar.
Birşeyi ısırınca, o şey üzerinde kan görürse, bozulmaz. Misvâk, kürdan üzerinde kan görünce, ağzına bulaşmadı ise, bozulmaz. Ya'nî oraya parmağını koyunca, parmağında kan görürse bozulur. Ağrı olmadan, herhangi bir sebeple ağlamakla ve soğan, duman, gazlar te'sîri ile, göz yaşı akınca bozmaz. Az olup yayılmıyan, yatağında kalan derideki kan abdesti bozmaz.
4- Uyumak bozar: Yan veya sırt üstü yatarak veya dirseğine yâhut birşeye dayanıp uyumak bozar. Dayandığı şey çekilince düşmezse, bozulmaz. Namazda uyumak, dizleri dikip, başını dizlerine koyarak, diz çökerek, bağdaş kurarak, teverrük ederek uyursa, bozulmaz. Teverrük, kadınların namazda oturdukları gibi oturmaktır. Bir dizini dikip, diğer uyluğu üzerine oturup uyursa bozulur.
5- Bayılmak, aklî dengeyi kaybetmek bozar: Meselâ, sar'a tutmakla, her ne şekilde olursa olsun bayılmakla abdest bozulur.
6- Namazda kahkaha ile gülmek bozar: Ancak, namazda tebessüm, namazı da, abdesti de bozmaz. Yanındakiler işitirse, kahkaha denir. Kendi de işitmezse, tebessüm denir. Yalnız kendi işitirse, yalnız namazı bozar.
7- (Mübâşeret-i fâhişe) ya'nî çıplak olarak, sev'eteyni, sürtmekle, erkeğin de, kadının da abdesti bozulur.
Saç, sakal, bıyık, tırnak kesmekle abdest bozulmaz. Kesilen yerleri yıkamak lâzım olmaz. Yara kabuğunun düşmesi ile de bozulmaz. Yıkamak yaraya zarar verirse, mesh edilir.
Abdest aldığını bilip, sonra bozulduğunda şüphe ederse, abdesti var kabûl edilir. Abdesti bozulduğunu bilip, sonra abdest aldığında şüphe ederse, abdest alması lâzım olur.
Abdest arasında, ba'zı yerini yıkadığında şüphe ederse, orasını yıkar. Abdest aldıktan sonra şüphe ederse, yıkamak lâzım değildir.
Vedî, mezî çıkınca abdest bozulur. Önden, arkadan çıkarak abdesti bozanlar, hastalıkla çıkar, sızarsa ve yeniden abdest almakta, şiddetli soğuk, hastalık, ihtiyârlık gibi sebeplerle, harac, güçlük olursa, Mâlikî mezhebinde abdest bozulmaz. Böyle rahatsızlıklarda Hanefi mezhebinde olanlar, Mâlikiyi taklid edebilirler.
Abdest aldıktan sonra az da olsa, idrar sızsa abdest bozulur. Bunun için erkekler helâdan çıkar çıkmaz abdest almamalıdır. Yaş durumuna göre, 5-10 dakika içinde bu sızma devam eder. Yürüyerek, öksürerek veya sol tarafa yatarak (İstibrâ) etmesi, ya'nî idrâr yolunda damlalar bırakmaması şarttır. (Kadınlar istibrâ yapmaz.) İdrâr damlası kalmadığına kanâ'at gelmeden abdest almamalıdır.
İstibrâda güçlük çekenler, acele işi olanlar, arpa kadar pamuğu idrâr deliğine koymalıdır. Sızan idrârı pamuk emer. İçerde olduğu için hem abdest bozulmaz, hem de çamaşır kirlenmez. Yalnız pamuğun ucu dışarda kalmaması lâzımdır.
Abdest alırken yapılması yasak olan şeyler
Abdest alırken, yapılması yasak olanlar onikidir. Bunları yapmak haram veya mekrûhdur ki, şunlardır:
1- Halâda, kırda abdest bozarken, kıbleyi öne, arkaya getirmemelidir.
2 -Sağ el ile tahâretlenmemelidir.
3- Abdest organını, hudûdundan pek aşırı veya eksik olarak yıkamamalı ve üçden az veya çok yıkamamalıdır.
4 - Yüzü yıkarken, suyu yüze çarpmamalı, alın üstünden, aşağı doğru dökmelidir.
5 - Ağzı ve gözleri, sıkı kapamamalıdır. Dudağın görünen kısmında ve göz kapağında ıslanmadık, az bir yer kalırsa, abdest kabûl olmaz.
6 - Sağ el ile sümkürmemelidir.
7- Başı, kulakları veya enseden birini, her defasında eli ayrı ayrı ıslatarak, birden fazla mesh etmemelidir. Her defasında ıslatmadan tekrarlanabilir.
Abdestin sağlık açısından önemi
Gusül abdestinin, namaz abdestinin sağlığımız açısından faydaları çoktur. İbâdet maksadıyla yapılan her iki temizlik, beden sağlığımız için pek çok faydalar hâsıl etmektedir.
Gerçi müslüman, ibâdetlerini fayda açısından ziyade Allahın emri olduğu için yapar. Fakat ba'zı faydalarını da bilmesi iyi olur. Bedenî faydalarının yanında, ruh sağlığı yönünden de faydası çoktur.
Tıp otoritelerince, tesbit edilen sayısız faydalarından ba'zılarını şöyle sıralayabiliriz:
1- Günlük hayatımızda ellerimizin dokunmadığı yer, kapmadığı mikrop kalmıyor. İşte abdest alırken, el, yüz ve ayakları yıkamak, birçok hastalıktan en güzel bir korumadır.
2- Solunum sistemimizin bekçiliğini yapan burnu yıkamakla, toz ve mikrop yığınlarının vücuda girmeleri önlenmiş olmaktadır.
3- Yüz yıkamakla cilt kuvvetlenir, baştaki ağırlığı ve yorgunluğu hafifletir. Devamlı abdest alanlar, ihtiyarlasalar bile yüzlerindeki güzelliklerinin gitmemesinin sebebi budur.
4- Cünüplüğe sebep olan hallerde büyük bir enerji harcanmakta, kalb ve dolaşım hızı artmakta, solunum hızlanmaktadır. Gusül ile vücut eski zindeliğini kazanmaktadır.
5- Vücûdumuzun normalde bir statik elektrik dengesi vardır. Vücut sağlığı bu elektriksel denge ile yakından ilgilidir. Gusül abdesti ile olumsuz elektrik gerilimini alarak, vücûdu topraklıyor ve yeniden normale döndürüyor.
Teknik ilerledikçe, yapılan ibâdetlerin faydaları, hikmetleri daha iyi anlaşılmaktadır.

Abdest, başlı başına bir maddî te­mizlik olması ve birçok tıbbî faydalar taşıması yanında, temelde bir manevî temizlik ve arınma vasıtasıdır. Abdes­tin imanın yansı olduğunu, abdest alır­ken yıkanan uzuvlardan günahların dö­küldüğünü, kıyamet gününde müslümanların abdestin eseriyle yüzleri, el ve ayakları parlak olduğu halde çağrıla­caklarını ifade eden hadislerle, abdes­tin fazileti hakkındaki diğer birçok ha­dis bulunması, bu hususu açıkça ortaya koymaktadır. Abdestin, fıkıh ıstılahın­da, maddî kirliliği değil de manevî kirliliği ifade eden hadesten temizlenme sayılması da onun bu özelliğini göste­rir. Kur'an'ın ve Hz. Peygamber'in te­mizlik ve arınmayla ilgili emir ve tavsi­yeleri yanında, İslâmiyet'te en önemli ibadet olan ve günün belli vakitlerinde eda edilen namazın bir ön şartı olarak farz kılınan abdest, bu yönüyle, müslümanların her zaman maddî ve manevî temizlik içinde bulunmalarını düzenli biçimde sağlayan bir temel unsurdur. Vücudun dış tesirlere daha açık ve do­layısıyla kirlenme ihtimali daha çok olan yerlerinin sık sık yıkanmasının te­mizlik ve sağlık açısından temin edece­ği faydalar, açıklanmaya lüzum göster­meyecek kadar çoktur. Bunların yanın­da abdestin insan sağlığı bakımından temin edeceği diğer maddî faydaların bazıları şöyle sıralanabilir:
Vücut doku ve hücrelerinin iyi besle­nebilmesi için kan dolaşımını sağlayan damarların tabii esnekliklerinin korun­masında ve damar sertlikleri ile tıkan­malarının önlenmesinde abdestin rolü büyüktür. Vücutla farklı ısıdaki suyun deriye temas etmesiyle damarlar açılıp kapanarak esneklik kazanır. Damarlar­da daralma ve tıkanmaya yol açan vü­cut dokularındaki birikmiş artık mad­delerin daha çok el, ayak ve yüz bölge­lerinde bulunduğu göz önüne alınırsa, abdest alırken, yıkanmak üzere bu or­ganların seçilmesindeki hikmet daha iyi anlaşılır. Ağız, burun ve boynun iki yanı­nın su ile teması da özellikle beyinde kan dolaşımının güçlenmesi bakımından çok faydalıdır. Bunun gibi vücudun te­mel korunma sistemi olan lenf dolaşı­mını sağlayan ve vücuda giren mikrop­lara karşı koyarak onlarla savaşan be­yaz kan hücrelerini (lenfosit), dokunun en ücra köşelerine ulaştıran lenf da­marlarının düzenli çalışmasında da ab­destin büyük tesiri vardır. Abdestte el ve ayakların yıkanması, vücut merkezi­ne uzak bölgelerdeki lenf damarlarının dolaşım hızını artırdığı gibi, lenf siste­minin en önemli bölgeleri olan yüz, bo­ğaz ve burnun yıkanması da bu siste­me önemli bir masaj ve güç kaynağı olur. Diğer taraftan, insan vücudunda bütün hücrelerin çevresinde belli bir oranda bulunan ve vücut bütününde normal durumda hissedilmeyecek dere­cede denge arzeden statik bir elektrik vardır. Havada oluşan elektriklenme, özellikle zamanımızda yaygın olarak kullanılan plastikten yapılmış giyim eş­yaları, taşıt araçları vb. şeyler vücudun dış yüzünden aşırı elektron artışına se­bep olur. Bu durum, sinir sistemi üze­rinde ciddi rahatsızlıklar doğuracağı gi­bi, deri altındaki minik kasların yorul­ması ve esnekliklerini kaybetmesi se­bebiyle yüzde ve diğer yerlerde kırışık­lıklar ve sarkmalara da yol açar. Vücut­taki statik elektriğin fazlasını atmanın yollarından biri de su ile yıkanmak veya toprağa temas etmektir. Bu ise abdest ile teyemmümün vücudun elektrostatik dengesini korumadaki rol ve önemine işaret bakımından yeterlidir.

Abdestin Faydaları

Namaz kılmak için ve bazı ibadetler için şart koşulmuş olan tahâret, gusül ve abdest ile temin edilebilir.

Acaba günde beş defa îfâ edilen bir ibâdet için zarûrî kabul edilmiş bulunan abdest ve gusülde ne gibi hikmet ve faydalar vardır?

Vücudumuzla abdest suyunun temâsı esnasında dökülen mânevî günah ve kirlerin yanında, bedenimize ve sağlığımıza yönelik maddî ne gibi faydalar meydana gelmektedir?

* * *

Abdest ve gusül sayesinde;

*Vücudumuzda biriken elektronlar atılır. Bu sayede elektronların bizde bırakmış olduğu huzursuzluk ve gerginlik hâli ortadan kalkar.

*Genel dolaşımdaki aksaklıklar giderilir ve böylece vücut dinçliğini muhafaza eder.

*Vücuda âit koruma sisteminin temeli olan lenf dolaşımı en yüksek seviyede çalışır.

Bu üç hususu biraz daha detaylı incelersek;

Sağlıklı bir vücudun temel yapısı, statik elektrik dengesiyle çok yakından alakalıdır.

Havanın elektriğinden plastik giyim eşyalarına ve mobilyalara kadar birçok faktör vücuttaki statik elektrik dengesini bozarak ciddî problemlere yol açar.

Otomobilden inince veya bir koltuktan kalkınca -âdeta canlı bir kondansatör gibi- fazla elektronlarla dolarsınız. Bu durum sizde sinirlilikten tutun da, yüzünüzün kırışmasına kadar birçok rahatsızlıklara yol açar.

Bu yollarla fazla elektronlarını atan birçok kimsenin, bir bebek yüzü gibi taze ve nûrlu bir çehreye sahip olduğunu, bugün hiç kimse inkar edemiyor. Suyun bulunmadığı hâllerde toprakla yapılan teyemmüm de abdestin sağlık açısından sağlamış olduğu faydaları temin etmeye yeterlidir.
Bugün abdestin mûcizevî tesirlerinden habersiz olanlar, vücutlarındaki elektrostatik dengeyi korumak için binbir yola başvurmaktadırlar.
* * *
Kan dolaşımı, kalpten dokulara, dokulardan da kalbe olmak üzere "iki yönlü bir akış" içinde devam etmektedir. Bu akış, özellikle dokularda kıldan ince borular vâsıtasıyla cereyan eder. İşte bu ince damar sistemi, iç çevresinde yakılamayan gıda artıklarıyla ve çeşitli sebeplerle daralır ve dokular beslenemez hâle gelir. Oysa ki, sağlıklı bir vücutta, bu damarların lastik gibi esnek ve daralmamış olması gerekir. Peki bu nasıl sağlanacaktır?
Abdest veya gusül sırasında derimize değen farklı sıcaklıktaki su, kılcal damarların bir dalgalanmayla açılıp kapanmasını ve eğer varsa tıkanmaya başlayan damarların açılmasını sağlar. Vücut dokularında biriken artık maddeler, genel dolaşıma geçer ve böylece dokularda büyük bir zindelik vücûda gelir.
Artık madde birikimleri, vücudun en çok el, ayak ve yüz dolaşımında meydana gelmektedir. Bilindiği gibi abdest de bu noktaları hedef almıştır.
* * *
İnsan vücûdunun temel koruma sistemi, beyaz kan dolaşımıyla olur. (Lenf dolaşımı) Bu dolaşımla vazifeli olan kılcal damarlar, tenfosit dediğimiz beyaz kan hücrelerini, dokuların en ücra köşelerine kadar götürürler. Vücudun herhangi bir yerinde mikrop, yabancı madde ve özellikle kanser hücresi varsa, bu minik savaşçılar taşıdıkları kuvvetli zehirlerle onları öldürürler. Kansere veya mikroplu hastalıklara yakalanmak, bu savunma sisteminin bir yerde âciz kalıp teklediğine işaret eder. Çok yönlü ve karışık bir sistem olan lenf dolaşımında, kılcal damarların çok iyi çalışması öncelikli şartlardandır.
Abdest sırasında el ve ayakların yıkanması, vücut merkezine uzak olan bu noktalardaki kılcal damarların dolaşım hızlarını arttırır. Ayrıca lenf sisteminin en önemli bölgeleri olan yüz, boğaz ve burun yıkanması, bu sisteme bir masaj ve güçlendirme tesiri yapar.
Bugün insan biyolojisi konusunda söz sahibi olan bir uzmana, "lenf sistemimize nasıl canlılık kazandırırsınız?" diye sorarsanız, ister Müslüman, ister münkir olsun size ana hatlarıyla abdest almayı târif edecektir.

* * *

"Ey îman edenler, namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzünüzü, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı mesh edip, topuklarınıza kadar ayaklarınızı yıkayın. Cünüp iseniz boy abdesti alın…"
(el-Mâide, 6) buyurmaktadır, Yüce Allâh.

Âyet, bundan sonra teyemmümü anlatır ve son bölümünde de, abdestin farz kılınış hikmetlerinden birini şu şekilde açıklar:

"Allâh size bir güçlük çıkarmak istemiyor. Fakat sizi temiz kılmak, size olan nîmetlerini tamamlamak istiyor. Umulur ki şükredersiniz." (el-Mâide, 6)
Bu âyette geçen "nimetlerin tamamlanması" şeklindeki ifâdeyi, modern tıp, yeni anlamaya başlamış bulunuyor. Evet, abdest almakla yukarıda belirtmiş olduğumuz tıp hârikaları gerçekleşmekte ve Cenâb-ı Hakk'ın vermiş olduğu sağlık nimeti, tamamlanmış olmaktadır.

Hiç tereddüt etmeden söyleyebiliriz ki; abdest almak kadar sağlığa yararlı bir formül bulmak mümkün değildir. 15 asırdır farkına varmadan bu nimetten faydalanıyoruz. Bir gün gelecek inanmayanlar bile bunu taklit edecek ne var ki; abdestin sağlığa katkılarını son 50 yılın biyolojik bilgilerinden öğrenebiliyoruz. Tespit edilen sayısız faydalarından bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

 1- Günlük hayatımızda ellerimizin dokunmadığı yer, kapmadığı mikrop kalmıyor. Abdest alırken el, yüz ve ayakları yıkamak en güzel bir korumadır. Virüslerin parazit ve bakterilerin vücuda girişi böylece önlenebilir.

  2- Solunum sistemimizin giriş kapısı olan burnumuzu yıkamakla, toz ve mikrop yığınlarının vücuda girmeleri önlenmiş olmaktadır.

 3- Yüzün yıkanması, cildi kuvvetlenir, baştaki ağrı ve yorgunluğu hafifletir. Damar ve sinirleri harekete geçirir. Devamlı abdest alanların yüzünde yaşları ilerlese bile bir güzellik oluşur. 

 4- Gusl abdesti, gerekli hallerde, vücudun yeniden zindeliğini kazanmasını sağlar. Vücudu belli aralıklarla yıkamak koruyucu hekimlik yönünden çok önemlidir.

 5- Günümüzde kızılötesi ışınlarla derinin dış fotoğrafları çekilmiş, statik elektrik tabakasının yoğunluğu tespit edilmiştir. Vücut sağlığı bu elektriksel denge ile yakından ilgilidir. Cildin elektrik yükü öfke halinde normalin 4 katına, guslü gerektiren hallerde 12 katına çıkmaktadır. Gusletmekle vücut yeniden normal elektrik yüküne dönmektedir.

  6- Abdest ve gusl abdesti damarlardaki sertleşmeyi ve daralmayı önler, lenf sistemini harekete geçirip bağışıklığı güçlendirir.

 7- Su bulunmadığı zaman toprakla yapılan teyemmüm de vücuttaki statik eletriği azaltmaktadır.

Abdestin Tıbbi Mucizeleri

Ondört asir önce temizligin t'sinin bile olmadigi bir ortamda gelen bu hikmetli reçete tam anlamiyla bir Kur'an Ahlâkidir. Ancak abdestin getirdigi saglik mucizeleri temizlikten ibaret degildir. Akillara durgunluk verecek bin bir biyolojik sir gizlidir onda. Üç gurupta özetlersek:
1.Dolaşim Sistemine katkilari:
Kalp, 100.000 km'ye yakin damar agiyla bütün vücudu besleyen çok geniş bir sistemin motorudur. Damarlar kalpten uzaklaştikça kilcallarina ayrilarak son hücreye kadar her alani, her dokuyu besler. Öyle ki hayati organ ve dokulari birden çok damar agi kontrol eder. Kilcal damarlarin işlevini devam ettirebilmesinin en önemli şarti ESNEKLIGININ korunmasidir. Ne çare ki, stres ve oburluk (obezite) kilcallarin işini bitirir. Bundandir ki obezite ve strese bagli olarak ortaya çikan "esneklik kaybi" kalp-damar hastaliklarinin ve bunamanin baş sebeplerindendir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder